Su dünyanın ve insan vücudunun en önemli yapı taşıdır. Susuz bir hayatı hayal etmek mümkün değil. İnsanlığın son yıllarda uzay araştırmaların da yaşanabilir gezegenleri incelerken ilk değerlendirdiği hususlardan birisi suyun varlığı. Çünkü su demek hayatın varlığının en büyük delili demek.
Dünyada kurulu olan düzende, dünyanın güneşin etrafında dönmesi ile yaşanılan bir mevsimler merasimi gerçekleşiyor. Her mevsim canlılar için hayatın önemli bir parçası. Bu mevsimlerde tüm bitkiler, hayvanlar ve insanlar dünyanın ekolojik dengesi içerisinde planlanan rollerini oynuyorlar.
Ekolojik dengenin de en önemli parçası yine su. Su, değişik meteorolojik olaylar neticesinde yeryüzüne iniyor. Dağlardan, tepelerden, yaylalardan, ovalardan akarak her yere canlılık veriyor. Suyun bir kısmı yeraltına süzülerek kullanılacak zamana kadar yeraltında depolanıyor.

Bir kısmı nehirlerden arazil ve tarlalardaki bitki, sebze ve meyvelere hayat veriyor. Bir kısmını şehirlerimizde içme suyu ihtiyaçlarımız için baraj, gölet ve havuzlarda depoluyoruz. Kalan kısmı da denizlere ulaşıp denizlere yeni can suyu oluyor.
Buharlaşmanın varlığı ile bu meteorolojik döngü dünyanın varlığından bitişine kadar, ezelden ebede kadar devam edip gidecek.
Tarihler boyunca dünyada yaşanan kurak veya buzul dönemler boyunca da dünyaya yağan yağış miktarı değişmese de bölgesel olarak önemli değişimler yaşandığı bir gerçek. İnsanoğlu da yaşanan bu değişimlere ayak uydurmak zorunda kaldığı için önlemler almış, bazen de bulunduğu coğrafyadan başka coğrafyalara göç etmek zorunda kalmış.

İçinde bulunduğumuz zaman diliminde de benzer bir zorluğu yaşıyor. Sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle insanlık yeni bir açmazla karşı karşıya. Küresel Isınma ve İklim Değişikliği.
Artık yağış düzeninde önemli değişimler yaşanıyor, tüm dünyada. Mevsim dönemlerinde sapmalar görüyoruz. Ani yağışlar sellere, maddi ve manevi zararlar oluştururken, uzun dönemli yıllara yayılan süreçlerde yaşanan meteorolojik kuraklık bireyleri, toplumları ve devletleri derinden etkiliyor.
Bu süreçte neler yapılması gerektiği üzerine çok farklı öneri ve çözümler geliştiriliyor. Bizim burada ele alacağımız konu. SU HASADI.
Su hasadı yeni bir teknik değil. Tarihin geçmiş dönemlerinde de suya olan ihtiyaç nedeniyle özellikle tarım toplumlarında pek çok teknik (hilal tekniği, taraçalama, sarnıçlar v.b.) hayata geçirilmiş. Günümüzde de benzer teknikler hala kullanılabilir. Ancak şehirleşme ile birlikte nüfusun yoğun olduğu yerlerde ise yeni uygulamalara ihtiyaç var.

Çatı sularının, yüzey sularının toplanması, suyun toprağa emdirilmesi, suyun arıtılarak tekrar kullanılması v.b. teknikler ve uygulamalar konusunda ülkelerin önceliklerine ve ihtiyaçlarına göre önemli adımlar atılıyor.
Avustralya, Almanya, Amerika başta olmak üzere pek çok ülkede yağmur suyu hasadı uygulamaları hem yasal düzenlemelerle hem de teşviklerle şehircilik uygulamalarında örnek ülkeler var. Yağmur suyu hasadı uygulamaları sadece suyu toplamakla bir fayda sağlamıyor.
Aynı zamanda taşkınların önlenmesinde şehirlere neredeyse % 50 oranında katkı üretiyor. Yağmur suyunun şehirlerde oluşturulan yeşil alanlarda (yağmur bahçelerinde) toprağa emdirilmesi sağlanırken, şehirlerde yoğun asfalt ve betonarme yapıların meydana getirdiği ısı adası etkisini de minimize ediyor.
Yağmursuyu hasadı konusunda çözümler üretmek için öncelikle profesyonel kişilerden alınacak hizmetle iyi bir planlama yapılmalı, doğru teknik çözümler seçilmeli, liyakatli ehil kişiler tarafından uygulamalar yapılmalı ve kurulan sistemin düzgün çalışması için de tekniğe hakim uzman kişilerden periyodik olarak destek alınmalı.
SU DOSTU SİSTEMLERLE SUYUN DOSTLUĞUNU KAZANALIM.
SU’YU US’LU KULLANALIM.
Yazar : İsmail Gerim